Eğitim sistemimizdeki değişiklikler ne getiriyor?
Doğru tercih deyince akla gelen ilk isim, Sabah gazetesi yazarı, Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı, bir çok televizyon kanalında reyting rekorları kıran, eğitim programlarının sunucusu ve hazırlayanı, sevgili dostumuz Sait Gürsoy ile röportaj serimize devam ediyoruz. TEOG, LYS ve YGS döneminde lise ve üniversite tercihlerini yapacak öğrenci ve veliler bu önemli röportajımızı okumadan seçim yapmayın
Günümüzde vakıf, devlet ve Kıbrıs olarak 200 tane üniversite olduğu için ve hepsinde A bölümü olsa bile her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olduğu için üniversiteleri ayrıdır. Artık o yüzden üniversiteler öğrenciyi değil, öğrenciler üniversiteyi seçmektedirler. Bunun kararını verebilmek içinde öğrenci kariyerini ortaya koyması lazım.
Benim kalbimden geçen baraj puanlarının daha da yükseltilmesidir. Ki kalitenin artmasıdır. Tabi bu yavaş yavaş olabilir ya da hiç taban puan koymazsınız, taban puanı kaldırırsınız, üniversiteler öğrencisini kendi kriterlerine göre seçer. Yani kısacası YÖK elinden geldiğince bölümlere girişte ve çıkışta kaliteyi arttırmaya çalışıyor.
Çok sayıda konferans yaparım. Derim ki ‘’gençler birbirinizin gözlerine bakın ne gördünüz’’ diye sorarım. Derler ki ‘’yeşil göz gördüm, siyah göz gördüm’’ Ama bir tanesi der ki “hocam beyazın üstünde siyah, yeşil gördüm” işte bu bakış açısı farkıdır. Buna son derece dikkat etmek lazım. Bakış açısı farklı insanlar hayatta başarılı olabilirler.
Sabah Gazetesi köşe yazarı ve Bilgi Üniversitesi’nde Eğitim Danışmanı Sait hocam görev yapıyorsunuz. Sizinle yazılarımıza, röportajlarımıza devam ediyoruz. Geçen sene dershaneler kaldırılmıştı ve Temel Lise’ ye döndü. Bunların eğitim hayatımızda avantajları-dezavantajları nedir sizce?
Biliyorsunuz geçen sene alınan bir kararla dershaneler Temel Liselere dönüştürüldü. Bir kısmı da Temel Ortaokul oldu. Bu Türk Milli Eğitim sistemine bakıldığında lise yaşamında özellikle eğitim artı öğretim ile götürülen bir sistemdi. Bu tür okullarda yalnızca öğretimin götürüldüğü söz konusu oldu. Ancak Temel Lise’lerin açılışıyla birlikte Türk kamuoyunda bir soru işareti oluştu. ‘’Acaba benim çocuğum üniversiteye hazırlıkta bu okullarda mı daha artılı olabilir ? Yoksa mensubu olduğu devlet liseleri ya da özel okullarda mı?’’ diye. Ama sonuçta baktığınızda ki bunu üzülerek söylüyorum, devlet liselerinin son sınıflarında %45 bir boşalma oldu. Temel Lise’ler bir Anadolu Lisesi’dir. Mezun olan öğrenciye diploma verecektir ama bir gerçeği de ortadan kaldırmamakta yarar var; Temel Liseler 9. Sınıftan itibaren 12. Sınıfa kadar tabi ki Anadolu Lisesi müfredatını uygulayacaktır ama burada daha çok üniversiteye hazırlığı kullanacaklardır. Tabi burada üniversiteye hazırlığı kullanırken öğrenci sisteme adapte olacağı söz konusudur. Kariyeri ile ilgili seçimleri de doğru yapacaktır. Çünkü, bu lisenin temelinde dershanecilik olduğu için buradaki yönetici öğretmen ya da rehber öğretmenler bu konuyu çok iyi bilirler. Ancak benim için bir soru işareti var. Eğitim yok. Ağaç yaşken eğitilir. Genci hayata atılırken eğitmek gerekir. Bu çalışma Temel Liseler de olmadığı için benim kuşkum şu; Hiç bir sosyal yaşamı olmayan, hiçbir alt eğitimini almamış olan insanlar bu ülkede belirli yerlerde yönetici olacaklar.
Sadece sınavlara hazırlanan kişiler olacaklar….
Tabi sadece sınavlara hazırlanan A,B,C,D,E şıklarına cevap veren gençler değil de sosyal yaşamı, eğitimde belirli bir düzenlemeyi almış çocukların yöneteceği bir ülke ile bundan hiçbir şey almamış bir gencin yöneteceği ülke arasında büyük bir farklılık olacaktır. Diyaloglar nasıl olacak? İleride göreceğiz. Önümüzdeki yıl bir farklılığı yaşayacağımızı tahmin ediyorum. Bu yıl üniversite sonuçları açıklandığında Temel Liseleri’n kazandırma oranı özellikle Devlet Liselerinde ve bir miktarda Özel Liselerden fazla olacaktır. Bu da kamuoyunda bu liselerin üniversiteye girişte başarısını yukarıya çektiği görüleceği için önümüzdeki yıl sadece lise son sınıflara değil artık 11. Sınıflarda da devlet ya da özel liselerde boşalmalar olacak. Kısacası Temel Liseler eğitim sistemimizin içerisine girmiştir. Yaklaşık 1200 lise açılmıştır. Bunun artı ya da eksilerini ileride hep birlikte değerlendireceğiz.
Hocam Meslek Liseleri ile ilgili de değişiklikler var. Onlara da değinelim isterseniz.
Meslek Liseleri bu yıldan itibaren kendi alanlarını ilgilendiren bölümleri seçtiklerinde artı puan veriliyordu. Buna ek puan diyorduk biz. Bu yıldan itibaren kaldırıldı. Kamuoyunda çok şaşkınlıkla karşılandı ‘’nasıl eder, nasıl olur?’’ cümleleri kullanıldı. Şunu iyi takip etmekte yarar var. 4+4+4 eğitim sistemi getirildiğinde sistemin yapısında Meslek Liselerinin ek puan denilen artısının ortadan kalkacağı belliydi. Bu çocuklar bu yıl lise sona geldikleri için, uygulama bu yıl yapılacağı için kamuoyunda soru işareti ile karşılandı.
YÖK’ün yaptığı son değişiklikleri, değerli dostum ve Nişantaşı Üniversitesi İcra Kurulu Üyesi Burak Kılanç’la masaya yatırdık. 2016 ÖSYS sürprizlerle üniversite adaylarının karşısına çıktı. Herkes 6 Ocak 2016’da başlayacak YGS başvurularına hazırlanırken, 1 Ocak’ta YGS baraj puanının 140’tan 150’ye çıktığı açıklandı. YÖK’ün yükseköğretimde kaliteyi artırmaya yönelik hamlelerini sıkça görüyoruz. Baraj puanının artırılması da kalite odaklı bir adım. Son yıllarda liseden gelen öğrencilerin akademik bilgi düzeyinin çok düşük olduğu üniversite hocalarınca dile getiriliyordu. Baraj puanının artması üniversitelerin hoşuna gidecek.
Üniversite adayları ve eğitim dünyası baraj puan artışına odaklanmışken, 5 Ocak günü ÖSYM web sitesinde 2016 ÖSYS kılavuzu yayımlandı. Kılavuzda Tablo 3a ve 3b’ye baktığımızda ek puan uygulamasının kalktığını gördük. Bu beklenen bir şeydi, zira 2012 tarihli bir genelge ile önceden duyurulmuştu. Ancak herkes için şaşırtıcı olan 30/3/2012’den önce liseye kaydolanların ek puandan faydalanmaya devam etmesi oldu. Bunun fırsat eşitliğini zedelediği tartışmaları sürüyor. Örnek gerekirse, 2010’da öğretmen lisesine kaydolup 2014’te 90 diploma notuyla mezun olmuş biri, 2016 Temmuz’da öğretmenlik bölümlerini tercih ederse okuldan gelen puanı 81 olacak. Oysa 2016’da aynı liseden yine 90’la mezun olacak bir adaya okuldan sadece 54 puan gelecek. Aradaki 27 puanlık fark, kolay kapanacak gibi değil.
Bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlayalım. Yükseköğretime geçişi 2547 sayılı kanunun 45. maddesi tanımlar. Kamuoyunda 4+4+4 diye bilinen kanun ile 2012’de, 2547’nin 45. maddesinde yapılan değişiklikle ek puan uygulaması 45. maddeden tümüyle çıkarılmıştı. Herkesin beklentisi ek puan uygulamasının 2016 ÖSYS kılavuzundan da tümüyle çıkarılması idi. Ancak böyle olmadı. Eski mezunlar, yeni mezun olacaklara kıyasla yarışa önde girecek. Bu yargıda sıkıntı yaratabilir.
Bu gelişme hararetle tartışılırken, 7 Ocak günü YÖK, ek puan tartışmasına yeni bir boyut kattı. Ek Puan uygulamasının YÖK’ün yetkisi dahilinde olmadığını, mezun öğrencilerin eğitim aldıkları alanlara yönlendirilmesi için kanuni düzenleme gerektiğini vurgulayan YÖK, Mesleki ve Teknik Ortaöğretim kurumlarından mezun olanlara artı puan verilmesi konusundaki olumlu görüş ve önerilerini Milli Eğitim Bakanlığı’na ilettiğini bildirdi. 8 Ocak’ta Anadolu Ajansı’nın geçtiği habere göre ise, YÖK’ün bu önerisi meslek liselerinden MYO önlisans programlarına sınavsız geçişin kaldırılmasını da içeriyor.
Şimdi top MEB’de. Bakanlık, YÖK’ün bu önerisini dayanak kabul edip, 2547 sayılı kanunun 45. maddesini değiştirecek süreci başlatabilir. Bu değişiklik 2016 ÖSYS tercih dönemi öncesinde yapılırsa, ek puan uygulaması sürer; yukarıda bahsettiğimiz haksızlık ortadan kalkar. Değişiklikle, sınavsız geçiş 45. maddeden çıkarılırsa, bu da pek çok tartışmayı beraberinde getirecektir.
Bu yıl üniversiteye girişte değişiklikler oldu mu? Neden?
Üniversiteye girişte çok değişiklikler var. YÖK’ün aldığı kaliteyi arttırma kararına ben de katılıyorum. Çünkü artık Üniversite de bölüm seçerken kalitenin arttırılması lazım. Çünkü çıktığınız zaman o meslekte artıların çoğalması gerektiğine inanan birisiyim. YÖK aldığı bir kararla dedi ki Tıp Fakültesine girmek isteyen öğrenciler ilk 40 binde olacak. Matematik-Fen 3 (MF3) puanında, Hukuk Fakültesini seçeceklerin Türkçe-Matematik 3 (TM3) de ilk 150 bin de olması gerekiyor. Mühendislik bölümünü seçmek isteyenlerin Matematik-Fen 4 (MF4) puanında ilk 240 binde, mimarlığı seçmek isteyenlerinde Matematik-Fen 4 (MF4) puanında ilk 200 binde olmaları isteniyor. Ancak burada ben gençleri ve aileleri uyarayım. Minik bir kapı arkası konuşmaların paylaşımı olsun. Şu anda alınmış karar yok ancak önümüzdeki yıl birçok bölüme bu şekil baraj getirilecektir. Bunun nedeni de üniversiteye girerken bölümlerin kalitesini arttırabilmek içindir. Ancak burada gençlerin atlamaması gereken bir olay var. İlk kez sizin aracılığınız ile buradan paylaşalım. Zannedersem özellikle bu yıl üniversiteyi kazanan gençler son sınıfa geldiklerinde, meslekleri ile ilgili ‘’mesleki yeterlilik sınavı’’ karşı karşıya gelecekler. Bu son derece doğrudur. Avrupa ve Amerika’da bu yapılmaktadır. Girerken siz puan barajı koyup kaliteyi arttırıyorsanız, çıkarken de bir sınavla kaliteyi arttırabiliyorsanız o zaman bu meslekteki insanların A kaliteye yakın şekilde mesleğini icra etme söz konusu olabilir. O yüzden gençlere benim tavsiyem şu: Üniversitede herhangi bir bölümü kazandıklarında lütfen şuna çok dikkat etsinler, oraya 4 yıl lay lay lom değil, çok ciddi baksınlar. Çünkü son sınıfta yapılacak bir sınavda eğer yeterlilik sınavını geçemezlerse o diplomayı yalnızca duvara asarlar, kültürlü bir insan olarak hayatlarına devam ederler. Eğer yeterlilik sınavını aşarlarsa o zaman mesleklerini icra etme şansına sahip olacaklardır ki bu son derece önemlidir. YÖK kaliteyi arttırabilmesi için kotayı 140’dan 150 puana çıkarmıştı. Tabi bu 140’dan 150’ye çıktığında kamuoyunda ‘’bu ne oluyor’’ cümleleri kullanılmış. Bence bu son derece doğaldır. Zaten 140 puanın herhangi bir fonksiyonu yok. 4 testten 4’er net yaparsan toplam 16 netle genç 140 puan alıyor. 2 yıllık meslek yüksekokullarına ya da özel yetenek sınavı isteyen bölümler için başvuru yapma şansına sahip olabiliyordu. Ancak burada 150 puana çıkması biraz kalitenin artması içindir. Ve yaklaşık 30 bin öğrenciyi ilgilendiren bir konu. Bu kural geçen sene uygulansaydı 30 bin öğrenci baraj altı kalmıştı. Ama bu atla deve değil. 150 puanı almak için her bölümden 5’er net yapsanız 20 netle rahatlıkla 150 puan alabiliyorsunuz. Esasında benim kalbimden geçen bu baraj puanlarının daha da yükseltilmesidir. Ki kalitenin artmasıdır. Tabi bu yavaş yavaş olabilir ya da hiç taban puan koymazsınız, taban puanı kaldırırsınız, üniversiteler öğrencisini kendi kriterlerine göre seçer. Yani kısacası YÖK elinden geldiğince bölümlere girişte ve çıkışta kaliteyi arttırmaya çalışıyor. Bu çalışma ileriki düzeyde daha değişik şekilde gelecek. Buradan 11. Sınıfta okuyan gençleri de uyaralım. Önümüzdeki yıl sınav sistemi bu yılın aynısı olacaktır. Herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Çalışmalarını bu yıla benzer şekilde yapmalarında yarar var diyorum.
Mezunların iş bulmasında da belki bir artı olur yeni getirilen sistem? Üniversite seçerken nelere dikkat etmeli adaylar?
Tabi iş bulma konusunda artı getirecektir. Girerken belli bir sınavı geçtiyseniz çıkarken de yeterlilik sınavını açtıysanız sizin bir artınız var. Fakat mezunların iş pozisyonuna girdiğiniz zaman tablo çok değişik bir pozisyona gelir. Tercih yaparken 30 tane tercihi küçükten sona doğru sıralayacaksın. Başarı sıranda nereye yetiyorsa oraya girersin sözü son derece yanlıştır. Bunlar 2000’li yıllar lütfen dikkat edin 16 yıl öncesini söylüyorum 2000’li yıllar, 90’lı, 80’li, 70’li yılları ilgilendirir. Çünkü o zamanlarda üniversite sayısı az olduğu için genç herhangi bir yeri tutturur ve orayı okumak için gayret ederdi. Ama günümüzde vakıf, devlet ve Kıbrıs olarak 200 tane üniversite olduğu için ve hepsinde A bölümü olsa bile her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olduğu için üniversiteleri ayrıdır.
Doğru tercih deyince akla gelen ilk isim, Sabah gazetesi yazarı, Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı, bir çok televizyon kanalında reyting rekorları kıran, eğitim programlarının sunucusu ve hazırlayanı, sevgili dostumuz Sait Gürsoy ile röportaj serimize devam ediyoruz. TEOG döneminde lise tercihlerini yapacak öğrenci ve veliler bu önemli röportajımızı okumadan seçim yapmayın.
Artık o yüzden üniversiteler öğrenciyi değil, öğrenciler üniversiteyi seçmektedirler. Bunun kararını verebilmek içinde öğrenci kariyerini ortaya koyması lazım. Çeşitli zamanlarda mesleki değişikliğe uğrayıp, tecrübe sahibi olup bunu zaman içerisine yaydığında kariyer elde edilecektir. Bunun için gencin iyi şekilde araştırması lazım. Bu araştırmayı yaparken de üniversiteleri 2’ye ayırması lazım. Eğitim bölümü, öğretim bölümü. Öğretim bölümü derken bir kere o bölümün akademik kadrosunu çok iyi araştırması lazım. Seçeceği bölümde öğretim üyesi sayısı tamsa herhangi bir problem yoktur. Bunlar Akademik olarak eğitim verebilirler. Ancak artık hayata profesyonel olarak atılacakları için o bölüme dış dünyadan hangi profesyoneller geliyor onu öğrenmesi gerekir. İkinci obje burslardır.
Bursları alırken siz ne kadar burs veriyorsunuz cümlesi değildir. Burslar %100 ile %25 arası değişir. Şunu sormak lazım. Bu bursları hangi şartlar altında kesmiyorsunuz. Sınıfta kalırsam, dondurursam, ya da puanım düşerse eğer tüm bunların karşılığı 8 dönem hiç bir şart aramadan bursunuzu kesmiyoruz cümlesi kullanılıyorsa bu geçerlidir. İleride başarı için artık bölüm değil o bölümün yanına ek donanımlar getirmesi lazım. Bu ne anlama gelir?
Siz A bölümünü kazanmışsınızdır ama ben hangi başka bölümü seçip çift anadal yapabilirim diyerek kendinizi donatacaksınız. İşe girerken soruyorlar ‘’Yurtdışında eğitim aldınız mı?’’ Ekonomik olarak bir tablo değildir. Çünkü Erasmus denen bir hadise vardır. Erasmus ile yurtdışına devletin cebinize vereceği 400 dolar ile yurtdışına gidebiliyorsunuz. O zaman şunu soracaksınız. ‘’Benim seçtiğim bölüme Erasmus veriyor musunuz?’’ ve ‘’Beni hangi profesyonel kurumlarla staj yaptıracaksınız?’’ Çünkü işe girerken ‘’Mesleğiniz ile ilgili ön bilgiye sahip misiniz’’ diye de soruyorlarlar. Ve en önemlisi Yüksek Lisansınız var mı yok mu? Bunlar komplike bir araya geldikten sonra öğrenci kariyerini oluşturabilir. Ve biraz önce sorduğunuz sorunun cevabı iş dünyasında artı olabilir mi? Cümlesini kullanabilir. Ancak birde işin eğitim kısmı vardır. Temel Liselerde oluşan eğitim eksikliği üniversitelerde tamdır. Yazılı CV, vücut dili CV’si, sosyal medya kullanma CV’si, ya da ‘’hangi kaliteli yerlerde staj yaptırıyorsunuz? Ne şekilde ben iş dünyasında hareket edebilirim?’’ gibi cevapları araması lazım.
Genç 4 ya da 5 yıl içerisinde kendini üniversitede iyi hazırlıyorsa, getirilecek olan yeterlilik sınavını da aşabiliyorsa o zaman hayata 1-0 önde atılır. Ama şunu unutmasın hayata 1-0 önde atılmak için bir sürü insan sıradadır. 2023 yıllarında iş dünyası tam donanımlı, kendine güvenen, araştırmacı olan, girişimci olan bir nesil olacak. Çok sayıda konferans yaparım. Derim ki ‘’gençler birbirinizin gözlerine bakın ne gördünüz’’ diye sorarım. Derler ki ‘’yeşil göz gördüm, siyah göz gördüm’’ Ama bir tanesi der ki ‘’ hocam beyazın üstünde siyah, yeşil gördüm’’ işte bu bakış açısı farkıdır. Buna son derece dikkat etmek lazım. Bakış açısı farklı insanlar hayatta başarılı olabilirler.
YGS
YGS’ye gelelim. YGS bu yıl Mart ayı içerisinde yapılacak. Gençler son derece ciddi hazırlanıyorlar. Ama burada gençleri uyaralım. Geçen sene YGS ve LYS’ ye giren arkadaşlar bir önceki yıla göre sorularda minik değişiklikler gördüler. Geçen yıla kadar örneğin; lokantaya gittiniz tavuk suyu çorba içeceksiniz. 10 yıldır içtiğiniz çorba aynı çünkü onu hazırlayan 10 yıldır aynı kişilerdi. Çorbanın tadı değişik, çünkü aşçı ve çorbayı hazırlayanlar değişti. Ancak bu yıl aynı kadro olduğu için herhangi bir değişiklik olmayacaktır. YGS 160 dakikada 40’ar sorudan oluşan matematik, fen, Türkçe ve sosyal soruları var.160 soru. 1 sorunun karşılığı 1 dakika. Sorular daha çok 6,7,8. Sınıf altyapı, lise 1 ağırlıklı ve lise 4’e kadar devam eden ardışık konulardan oluşabilir. LYS’ ye göre basit bir sınav olacaktır. Biraz ciddi çalışan bir genç LYS’yi başarıyla geçebilecektir. Sorulara baktığınızda %10’u çok kolay, %20’si kolay, %40’nın normal, %20’sinin zor, %10’unun da çok zor olduğunu göreceksiniz. Önemli olan çok soru yapmaktır. Yapamadığınız soruları ellemeyeceksiniz. Bir de kafadan cevap atmayınız. 4 yanlış 1 doğruyu götüreceği için yaptığınız doğrular bir bir gidebilir. Mesela iki tane genç Matematik testini çözüyor. Ayşe ile Ahmet. 1,2,3’ ü yaptılar 4’e geldiler yapamıyorlar. Ayşe diyor ki benim prensibim var yapmadan diğer soruya geçmem. Ahmet diyor madem % 10 çok kolay var ben kolayları yapmaya çalışayım. Yapamadığını atlıyor. 5 dakikanın sonunda Ayşe 1 zor soru çözüp 1 puan alırken, Ahmet 3 kolay soru çözüp 3 puan alıyor. Kim kimden daha çok yaparsa onun kazanacağı bir sistemle karşı karşıyayız. Deneme sınavlarında yapamadıkları sorunun neden, niçin, nasıllarını ertesi gün branş öğretmenlerine sorsunlar onlar cevaplayacaklardır. Ancak benim tavsiyem sınavdan bir hafta önce 4 ayrı kurumun deneme sınavlarına başlasınlar. Daha sonra yapamadıklarını sorsunlar.
Her halükarda Cuma günü 2015 YGS’yi çözsünler. Benim tahminim 2015 YGS’nin bir benzeri olacak. Birde şunu yiyin, bunu yiyin sözlerini bir kenara koysunlar. Sonuçta kendi yaşam tarzlarını değiştirmiyorlarsa uyku, yemek, hareket gibi sınavda istedikleri sonucu elde edebileceklerdir. LYS’ ye girdikten sonra çok önemli olan tercih dönemidir. Tercih döneminde muhakkak rehberlik öğretmenleri onlara yardımcı olacak.
Teşekkürler.
Veliler hangi liseleri tercih etmelidir?
TEOG’tan sonra her yıl olduğu gibi lise seçimi gelecek. Bir önceki yıl gibi olsaydı ben derdim ki şu Anadolu lisesi bu Anadolu lisesi, şu yabancı okul diyebilirdim. Ancak geçen yıl bu cümlemi biraz yumuşattım. Dedim ki ‘’ çocuğunuzun üniversiteye hazırlığını istiyorsanız benim çocuğumu 9. Sınıftan itibaren nasıl üniversiteye hazırlıyorsunuz. Üniversite sınav sonuçları nedir? Ve en üst öğrenci ile en alt öğrenciye aynı seviyede mi test uygulanıyor, yoksa bilgi seviyelerine göre ayrı ayrı testler uygulanıp aşağıdan yukarıya çıktıktan sonra mı ortak sınav yapıyorsunuz’’ bu soruları sormaları gerekir. Benim gördüğüm kadarıyla devlet okullarında okulların yöneticileri ve öğretmenlerin iyi niyeti çerçevesinde ellerinden geldikçe üniversiteye hazırlamaya çalışıyorlar. Ancak bu nereye kadar gider soru işareti. Özel okullara baktığımızda mükemmel olarak üniversiteye hazırlık yapıyorlar. Demek ki TEOG sonunda Anadolu Lisesi kazanan öğrenciler kafalarında soru işareti olacak. ‘’Ben bu okula gideyim mi, gitmeyeyim mi?’’ Benim tahminim alt kültür olan tarihsel Anadolu Liseleri dışında, diğer Anadolu liselerini kazanan öğrenciler gitmeyecekler ve temel liseyi seçecekler. Gitseler dahi 11. Sınıfta o Anadolu liselerinden ayrılacaklar, kendilerine en yakın temel liseye gidip 11-12’yi orada göreceklerdir. O konuları çok iyi düşünmelerinde yarar var. 2 yıl öncesi okul seçimi gibi değil. Çok farklı bir seçimi götürecekler. Okulun altyapısı, çalışmaları, okulun laboratuvarları, testler, kaç çeşit test, kitaplar bunlar hep araştıracaklardır. Üniversiteye hazırlıkta dershane görevi gördükleri için okul artı dershane gibi araştırmaya girmek zorundadır. Benim çocuğum Anadolu Lisesi kazandı deyip etraflarına hava basmasınlar, 11’e geldiklerinde pişman olurlar. Diğer okullarda atı alan Üsküdar’ı geçer. Bu yüzden tercihlerde mahallesindeki Anadolu Lisesi’ni kazansa dahi bir temel liseye gitmeleri söz konusu olabilir. Bunu unutmamalarında yarar var.


















