TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
Sait Gürsoy, bir numaralı eğitim danışmanı, harika bir baba, adam gibi adam. Kendisiyle uzun yıllardır tanışıyoruz ve çok seviyoruz. Papatya Dergimizin, nadide köşe yazarlarından, beraber eğitim programı söyleşileri de yapmıştık, herkesin sevdiği, takdir ettiği, her kesime hitap edebilen, çalışkan, pratik, zeki bir insan, hep güler yüzü ve altın kalbiyle, mütevazi duruşuyla O’nu tanıyor ve çok seviyoruz.
Yoğun programında bize zaman ayırdı ve röportaj serimizin ilkini gerçekleştirdik. İlk kez yaptığı duyuruları, Önce Vatan Gazetemizde yakalama şansınız var, buyurun:
Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı, Bilgi Üniversitesi Eğitim Danışmanı birçok televizyon programlarında reyting rekorları kırarak tüm yurt içi ve yurt dışında unutulmaz seminerlerin mimarı ustam Sait Gürsoy nasılsınız?
Son yıllardaki eğitim değişikliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir kritik yapalım sizinle, epeydir röportaj yapamamıştık, yoğun temponuzda yakaladık sizi, teşekkür ederiz. 4+4+4, TEOG, LYS, YGS gibi sınav sistemleri illa olmalı mı, bu sınavlar kalkmalı mı, kalkarsa nasıl olmalı? Dershaneler nasıl bir yol izleyecek sizce?
*Tabii, kısaca Türk eğitimine baktığımızda geçmişteki durum, şu anki ve gelecekteki durum olarak üç ayrı bazda değerlendirme şansımız var. Ak Parti Hükümeti geldikten sonra, bugüne kadar yapılan Milli Eğitim’de birçok çalışmanın toplamını çok kısa sürede gerçekleştirmeye çalıştı. Ama burada kamuoyuna baktığınız zaman, bunu artı ve eksi olarak değerlendirebilirler ve herkesin fikrine saygı duymakta da fayda var. Ama “Milli Eğitim çalışıyor mu, çalışıyor” cümlesini kullanmamız son derece doğaldır. Ülkedeki en önemli değişikliklerden biri 4+4+4 dediğimiz eğitim sisteminde olmuştur. Eğitim 12 yıllık zorunlu eğitim hale getirilmiştir, bunula birlikte özellikle ‘kız öğrencilerimizin okullu olması çalışması’ yapılmıştır. Yine ilkokul, ortaokul, lise kriterleri yerine getirilmiştir. Çocuklarımız okul öncesi eğitimden sonra, ilkokul 4. sınıfa kadar almışlar, 5. sınıftan itibaren 8’e kadar, ortaokul olmuş, bu arada seçmeli derslerde ‘ileride acaba ben nasıl bir lisenin öğrencisi olabilirim’, ya da bir adım daha gidelim, ‘ileride ben üniversiteye girerken nasıl bir meslek seçmeliyim’ cümlelerinin karşılığını alırlarken; liseye geldiklerinde bu defa lütfen gerçekçi olarak seçtikleri derslerle birlikte (alanlar kaldırılmış) öğrenciler, üniversiteye hazırlık yapmışlardır. Tabii burada 4+4+4’e baktığımızda belki eksik yönleri söz konusu olabilir ama komplike baktığımız zaman, bence Türkiye’nin eğitim sisteminin bu bir artısıdır. Zaten bu artılar kısa süreçte görülemez.
“Öğrenciler gerçek anlamda ders çalışmalı”
*Bunun yanı sıra, TEOG liseye giriş sistemine baktığımızda, önce tek sınav, sonra üst üste üç yıl girilen sınavlar getirilmiş ancak, bunların eğitim sistemimize uygun olmadığı görülmüştür. TEOG Sayın Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın dediği gibi, “Bir sınav değil, bir sistemdir”. Öğrenci son sınıftaki derslerinden, ara sınavlarından birine merkezi sistem olarak girer ve bu sınavsal değerlendirmeler, 6, 7 ve 8. sınıfın yıl sonu başarı ortalamaları alınarak bir puan ortaya çıkmaktadır. Bu da şu anlama gelir, eğer öğrenci son sınıfta hakikaten okul derslerini çok iyi çalışırsa, dikkat ederse, neden ni.in araştırırsa, hiç bir yan eğitim görmeden rahatlıkla bu tip sınavlarda başarı gösterme şansına sahiptir.
“Meslek liseleri 4 yıla giremezdi”
*Bununla birlikte en önemli hadise, üniversiteye girişlerde kat sayının kaldırılmasıdır. Meslek ve İmam Hatip Liseleri’ne getirilen kat sayılar, Türk Yüksek Öğrenimi ‘nde bir yaradır. Biz daha önce gençlere, “siz meslek lisesinde ya da imam hatiplerde okuyorsanız, siz 4 yıllık üniversitelerde olamazsınız” diye kırmızı kart uzatıyorduk, bence bu son derece haksızlıktır. Çünkü gençlerin ve ailelerin kendilerine, yaşam tarzlarına, örf ve adetlerine, ekonomik tablolarına göre seçecekleri lise türleri ayrı ayrı olabilir. Lise türleri ne kadar ayrı olursa olsun, üniversiteye başvururken öğrenciler arası ayrım yapılmamalı, bu katsayının kaldırılması ile birlikte son derece artı bir puan getirilmiştir ve ben bunu bütün kalbimle destekliyorum.
“Başörtüsü sorun olmamalı”
*Bunun yanında bir başka sorun da kızlarımızın ‘baş örtüsü’ sorunudur. Geçmiş yıllardan çok iyi biliyorum, üniversitelerine giren kızlarımız okul girişinde baş örtülerinin çıkarmak zorundaydı. Bence bir gencin giyimi ile değil, bilgisine göre değerlendirme yapılmalıdır. Gençler, etik alt yapısı, yaşam tarzı, örf adetlere göre yaşam sürdürebilirler, bu eğitime engel olmamalı.
“Kıyafet serbestliği önemli nokta”
*Kamu binalarına başta okullarda olmak üzere, öğretmenlere kıyafet serbestliği getirilmiştir. Öğretmenler özellikle ilkokul, orta okul ve liselerde istedikleri tarzda kıyafetle öğrencilerin karşısına çıkarken,öğrencilere de bu hak artık verilmiştir. Bu günümüzün yaşam tarzında ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesine göre, Yeni Türkiye’nin önemli noktalarından biri olacaktır, diye görüyorum.
“Teknolojiyi iyi kullanmaya başladık”
*Burada eğitimimize baktığımızda teknoloji son derece önemli. Artık okullarımıza teknoloji girmiştir. Bu teknolojiyi öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz rahatlıkla kullanmaktadır. Özellikle ‘Fatih Projesi’ ile birlikte okullarımıza kurulan laboratuvarlar, bilgisayar odaları, projeksiyon gösterimleri son derece ileri noktalara gelmiştir. Çocuklarımızın bu önemli çağda artı bir adım atmalarını sağlamaktadır. Ayrıca, ailelerin ekonomik olarak cüzdanları da düşürülmüştür. İlkokuldan itibaren devlet liselerine kadar, özel okullarda da ders kitapları ücretsiz olmak üzere bir çok araç gerek defter ve kitap dağıtılmaktadır. Bu da devletin artılarından biridir.
Sait Bey, özel okulların durumlarından bahseder misiniz?
*Özel okullarda ayrı bir dünya var. Bu yıldan itibaren çok önemli bir karar alındı. Ben de şu şekilde destekliyorum. Bu güne kadar tüm hükümetler dershaneleri kapatmak istediler ancak, dershanelere bu tarihe kadar bir kapatılacak uyarısı gelmemiştir. Haftanın beş günü okul, hafta sonu iki gün dershane, artı bazen özel hocalar, öğrenciyi iki duvar arasına sıkıştırıyor. Ve artık öğrencinin sosyal yaşam diye bir olgusu kalmıyor. Öğrenci bunalıma girerken, aile ekonomik zorluk yaşıyor. Sosyal yaşamı yaşayamayan bir gencin problemli olarak hayata adım attığını görüyorduk. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aldığı bir karar ve danışmanlarıyla yaptığı istişare sonucunda dershaneleri bu yıldan itibaren kapatıyor. Dershanelerin bu yıl kapatılmasına yönelikte, artık ‘Temel Lise’ ya da “Hazırlık Liseleri” adı altında dönüştürülecek yeni bir sistem geliyor.
Peki hocam bu sistem nasıl olacak?
*Şöyle, klasik Anadolu Lisesi diplomaları verilecek, devlet çalışmalarında normal lise müfredatı ile birlikte, üniversiteye hazırlık olarak öğrencilere hitap etmeye çalışılacaktır. Yani kısacası, bu günden itibaren dershaneciler okulcu olmaya çalışıyor. 2000’e yakın dershanenin özel okul ve lise ayrıca hazırlık liseleri olması ile birlikte kamuoyunda özel okul sayısı artacaktır. Burada pasta sabittir, yani öğrenci sayısı azalacaktır. Bu da özel okulların kendilerini düzenlemelerine ve tedbir almalarını sağlayacaktır. Özel okullar öğrenciye sosyal yaşam başarısı veren, Milli Eğitim ders müfredatını veren ve bununla akademik başarı yakalayabilen ve öğrenciyi sınavlara hazırlayan kurumlar olacaklardır.
Hocam Antalya’da bir toplantı oldu, bütün okullar ve Milli Eğitim Bakanlığı ve Milli Eğitim Müdürlükleri ile beraber, cumartesi günleri de okulların hizmet vermesi, ya da okul ders saatlerinin arttırılarak etüd gibi hazırlık dersleri işlenmesi amaçlı bir konuşma gerçekleşti. Siz bunu nasıl değerlendirirsiniz, sizce olmalı mıdır?
*Bu son derece önemli bir olaydır. Zaten özel okullar bununla ilgili bir çok çalışmalar yapıyorlar. Ders saatlerinin hafta içi 9’ar saate çıkması ve üniversite bazında hareket etmesi gibi çalışmalar yapılıyor. Bununla beraber Milli Eğitim okullarında da uygulanacak belirli süreçlerde etüd adı altında üniversiteye hazırlık yapılacak. Bunu YGS ve LYS olarak ayırmışlar, cumartesi günü de eğitim yapılacak. Okullar eskiye dönmüş, okul dönemi 6 gün olmuştur. Yalnızca 12. ve 8. sınıflar değil, 11. ve 7. sınıfları da kapsayacak bir sistem gelecektir.
“Eğer siz böyle bir sistem getiriyorsanız, mesele bunun nasıl uygulanacağıdır”
*Burada atlamamamız gereken şey, devlet liselerine bu programı yapmak şu anda oldukça güç. Devlet okullarına bu sistem nasıl gelir ve buradaki gençlerimiz bunlardan nasıl yararlanır? Benim gördüğüm kadarıyla bu yıldan itibaren, önümüzdeki yıl devlet liselerinde 12. sınıflarda bir boşalma olacak. Bununla ilgili olarak da Milli Eğitim’in liselerinde gerekli çalışmalar yapılması gerekecek. Bu madden ve manen zor bir hadise. Nasıl yapılır, nasıl iyi yapılır bunu iyi düşünmek lazım…
Bir konudan da bahsedelim bunu da ilk kez sizinle kamuoyuna duyurmuş oluyoruz. 600.000 mezun var. Acaba bu 600.000 mezun dershaneler kapandı, okullar öğrencilerini kendileri sınavlara hazırlarsa, bu öğrenciler nasıl hazırlık yapacak?
*Onlar için de halk evlerinde çalışmalar yapılacağı söyleniliyor. Bunun nasıl olacağını ve nereye kadar gideceğini bilemiyorum. Tahminim eylül ayında aileler çok mutlu olacak. Dershaneler kapandı, aileden para çıkmadı! Fakat ekim sonu, kasım başı gibi, çocuğunun A okulundaki arkadaşı iyi bir eğitim görüyorsa ve senin çocuğun iyi değilse problemler olacaktır. Şubat ayında biraz itiş kakış olacak, diye tahmin ediyorum. Ama bana göre asıl olumsuzluklar, adaylar üniversiteye yerleştiğinde olacaktır. Bir sonraki yılın gençleri, olumlu ya da olumsuz fikir edinebileceklerdir. Üst yetkililer orta seviyeli kişilerle oturup bu konuyu münazara etmelidir ki, sorun ikinci seneyi kapsamamalı. Dershane yerine gelecek çalışmanın iyi olması lazım ki, gelen gideni aratmasın.
Burslardan bahsedelim istiyorum, neler söylersiniz?
*Özel okullarda teşvik kuruluşları var. Devletteki 165.000 öğrenciye bu teklifle burs verildi. Bu sene 250.000 öğrenciye düşünülüyor. Geçen sene yalnızca 1. sınıfa geçenler için teşvik yapılıyordu ve yaklaşık 2.000 ile 3.500 arası bir rakamdı. Bu sene 2.000 öğrenciye sunulacak, gençlerin ve ailelerin bu konuda işlemlerini erkenden yapmaları gerekiyor. Bu büyük bir rakam! Öğrenciler yararlanmalılar.
Sait Bey, Meslek Liseleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sağlık Meslek Liselerine ve İmam hatiplere çok fazla talep oluyor. Fen Liselerinin biraz daha geride kaldığını görüyoruz, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
*Hükümetin aldığı kararla Meslek Liseleri ya da İmam Hatip Liseleri üniversitelere girerken, kat sayıları düşüktü. Bunların kat sayıları diğer liselerle aynı Anadolu ve Fen liseleri eşit konuma getirildiği için tabi ki kamuoyundaki aileler bunlara yöneldi. Meslek lisesinin kolaylığı şu, koluna bir an önce altın bileziğini takıp, ailenin de durumu çok iyi değil ise, gencin bir anda hayata atılmasıdır. İmam Hatiplerin seçimi ise, ailelerin çocuklarının bilinçli doğru bir yerden dini eğitimi almalarını istedikleri için gidiliyor. Tabi ki burada bu okullarda özellikle İmam Hatiplerde büyük talep oluştu.
*Her şeyden önce bildiğiniz gibi, Anadolu liseleri, Fen liseleri ve Yabancı okullarda ortaokullar kaldırılmış direk liseden öğrenci alınmaktadır. Ancak İmam Hatiplerde ortaokul açıldığı için çocuklar ortaokuldan liseye kadar, daha sonra doğru dini bilgi almak için tercih edilmekte. Fen Liseleri ya da Sosyal Bilimler Lisesi’ne talep aslında azalmamıştır. Buralara öğrenciler yine yüksek puanlara girmektedir. Fakat son alınan karardan sonra bu liselerdeki çocuklarımız genel liselere girmiş oldukları için, diploma sayılarında azalma olacaktır. Bunu da kimse göz ardı etmesin, yarın öbür gün hangi temel lise diploması şeklinde konuşmuş olacağız. Değer olarak biri aşağı inerken diğeri yukarı çıkmış olacak.
Meslek Liselerinin cazip taraflarından biri de 2 yıllık Yüksek Okullara girebilme geçiş haklarının olmasıydı. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
*Meslek Liselerinin iki yıllık sınavsız geçiş hakkı söz konusu. Fakat o yıl mezun olursanız, bu büyük avantajdır. Meslek Liselerimizdeki alt yapı hangi döneme ait, ona bakılması gerekir. Devletimizin yüksekokullarındaki alt yapı günümüze mi uygulanmış, buna bakılmalı. Vakıf Üniversitelerinin daha gelişmiş olduğunu görüyoruz. Öğrenciler tam burslu ya da yarı burslu şeklinde, öncelikle Vakıf Üniversitelerine gitmeyi tercih ediyor. Ya da durumu iyi olan ailelerin çocukları, bu okulları tercih ediyor.
“Sağlık liseleri bu güne kadar temmuz ayında hastaneler için çıkan kararla herkes, Sağlık Meslek Liselerine gitmeye çalışıyordu fakat ağustosta bir karar geldi, artık bu okullara tercih azaldı”
Hocam siz bir duayensiniz, eğitim danışmanlığı konusunda üzerinize de tanımıyorum. Bu özel okullarla ve başka konularla ilgili konuşmalarımıza yine devam etmek isterim. Fakat ben şimdi sizinle ilgili de özel olarak konuşmak istiyorum. Ben gazeteci olduğum için Türkiye’nin her yerine gidiyorum. Hatta yurt dışında bile sizin hakkınızda kiminle konuşsam ya sizi tanıyor, ya da gülümseyerek ve gururla sizin öğrenciniz olduğunu söylüyor. Pratik çözümler bulmanız, insanlara yaklaşımınız, verdiğiniz seminerlerdeki anlatımınız, yani kısaca çok seviliyorsunuz hocam sizleri çok seviyoruz. Nasıl böyle bir iletişim, sevgi yarattınız?
*Teşekkür ederim, Galatasaray okulunda bize verilen bir derste başlayan bir yaşam felsefesidir bu bende, ”Sizden biri bir şey istendiği zaman, bana ne cümlesini kullanmayın! Eğer siz yapamıyorsanız, onu yapacak biri mutlaka vardır ve onunla diyalog kurdurun” ben bu ilke ile hareket ediyorum. 61 yaşındayım ve konumum gereği gençlere birçok konuda yardımcı oluyorum. Yani yaşamımın tamamı öğrenci ve eğitimler ile geçiyor. Liseye giriş, üniversiteye giriş, okul seçimleri… 28 yıldır sabah gazetesinde yazıyorum. Eğer bir gazetenin genel yayın yönetmeni, sahibi değişiyorsa ve siz değişmiyorsanız, bu çok önemli bir hadisedir. Benim dedemle babam da gazeteci, gazetecilikte olay şudur, kalemini satmayacaksın! İkincisi de bir kişinin aleyhinde bir şey yazıldıysa, ona danışmadan hareket etmeyeceksin! Basın tarafından buna dikkat ediyorum, fakat eğitim açısından sistem ve eğitim her an değişir. Kendinizi yeniliyorsanız gençlere değer veriyorsanız iyisinizdir. Onların zihinleri çok sağlamdır, kim ne derse desin herkes şu an genç kuşağa bağlı hareket ediyor. Onların dünyasına göre hareket ediyorsanız o zaman bu işi yürütürsünüz.
“Dürüstlük çok önemli”
*Bir başka önemli hususta dürüst olmaktır. Yapamayacağınız bir işe kalkışmamalısınız. Bir de dostlarınızı yalnızca mevkileri olduğunda değil, her zaman dost olarak görüyorsanız başarılısınızdır. Şu dönemde Türkiye’de 100’ün üzerinde Vakıf Üniversiteleri, odaları , Özel Okul kurucuları var, tamamı benim dostum. Bir gün bir şey olsa ikiletmezler ben de iki elimde kanda olsa onların yardımına koşarım. Ölümün dışında her şey geçicidir…
Son olarak gençlere neler önerirsiniz?
*Gençlerin biri orta sondadır, diğeri lise sondadır, diğeri üniversiteden mezundur. Orta sondakiler, TEOG’a hazırlanır bu kasımda yapılır, çok dar alanda yapılan bir sınavdır. Bu yıl ki sorular müfredata uygundu ve bir zorlanma olmadı, 4.500 tane bütün soruları yapan öğrencilerle karşılaştık. Bu ay da yapılacak sınavda müfredatları geniş olacak, biraz daha bilgiye sahip olmaları gerekecek, bu yüzden eksiklerini daha iyi tamamlamalılar.
*Liseliler LGS’de olumsuzluk yaşayabilirler, bu önemli değil, LYS var. İyi olmadıkları konulara çalışsınlar… Üniversitelilerde hayata atılmalılar artık…
Önce Vatan Gazetemiz için düşünceleriniz nelerdir?
Hoş sohbetiniz ve önemli bilgiler için çok teşekkür ederim hocam tekrar görüşmek üzere…
*Önce Vatan Gazetesi sizin çok değerli babanız Abdullah Akosman’ın yıllardır yaptığı gerçek bir gazetecilik söz konusu. Bununla birlikte kızı olarak sizin devrede olmanız eşinizin ve keza ailenizin gazeteci kültürü olması bu güzel çalışmaları gerektiği gibi ortaya koyuyor. Bu aynen benim ailemdeki gibi ailece basının içerisindesiniz. Mürekkebin kokusunu tatmış gazetecilersiniz. Her ne kadar teknoloji ilerlemiş olsa da, bu mürekkep meselesi çok önemli. Ancak gazetenize baktığımız zaman ilkeleri olan, güvenilir ve ciddi işler başaran bir basın kuruluşu görüyoruz. Aynı zamanda da iddialısınız. Bununla birlikte gazetenizin dağıtımı ile ilgili bir oturmuşluk görüyorum. Gittiğimiz yerlerde Önce Vatan Gazetesinin okunduğunu görüyorum, ayrıca hep birlikte okuyoruz. Bence okunulması gereken kaliteli bir gazete, sizleri kutluyorum. Ben de bu hoş sohbet için, teşekkür ederim. Tekrar görüşmek dileğiyle…
SAİT GÜRSOY KİMDİR?
1954 yılında doğan Sait Gürsoy, ilk ve orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamlamış, ardından da Galatasaray Yabancı Diller Yüksekokulu’ndan mezun olmuştur.
Ulusal radyo ve televizyon kanallarında eğitim programları yapan Gürsoy, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eğitim danışmanlığının yanı sıra, Sabah Gazetesi’nde eğitim yazarlığı yapmakta ve ayrıca, CNN Türk’te ‘’Başarıya Doğru’’ adlı eğitim programını hazırlayıp, sunmaktadır.
Lise ve üniversiteye giriş konularında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden olan Gürsoy, 1987’den günümüze kadar yaklaşık 10 bin üniversite adayına ÖSYM’nin yaptığı puanlama ve yerleştirme hatalarını bularak yardımcı olmuş ve eğitim dünyamızın dikkatini çekmiştir


















