Ana Sayfa Röportajlar NEBAHAT ÇEHRE

NEBAHAT ÇEHRE

109
0

O’nun gençliği ve güzelliği sadece fiziken değil, beyninde ve kalbinde de aynı zamanda… Tanıyabileceğiniz en mütevazı insanlardan biri. Çekim ve röportaj için buluşmadan önce, aklımda biraz Firdevs hanım, biraz da Valide Sultan vardı. Kendisiyle özdeşleşmiş bu iki karakterden hem çok uzak, hem de çok yakın bir kadın tanıdım. Kontrolcü ama ne yaptığını çok iyi bilen biri Nebahat Çehre. Senelerdir gelen duruşunu da, kolay kolay teslim olamamasına borçlu zaten. Keşkeleri, mutlulukları, pişmanlıkları, yeni projeleri, aşka bakışı ve düşünceleri üzerine açıklamalarda bulundu.

UYURKEN BOXER’LA YATIYORUM!

Dört duvar arasındaki Nebahat Çehre’yi tanısanız şaşarsınız! Sıradan bir hayatım var. Genelde zamanımı yalnız geçiririm ve dinlenmeye çok vakit ayırırım. Hatta bazen kızıyorum kendime; Ev hayatını bu kadar sevdiğim için. Daha fazla dışarıya çıkmak lazım. Depremden sonra boxer giymeye başladım! O şık gecelikler filan hepsi dağıtıldı. Ne kadar koton, salaş şey varsa ne olur, ne olmaz diye çıktılar ortaya. Alt katımda oturanları rahatsız etmemek için havlu terlik giyiyorum. Yani beni görseniz biraz şaşarsınız! Ancak sokağa çıkarsam veya bir çalışma olursa makyaj yapıyorum. Yoksa çok hafif bir makyaj yaparak ve saçımı toplayarak günü geçiriyorum.

ŞÖHRETE SIRTIMI DAYAMAM!

Ben sokaktaki gazetecileri severim. Çok az bütçeli bir çalışmaları var ve çok eziyetli işleri var. Onun için onlara biraz malzeme vermek gerekiyor. Asla kafamı çevirip geçemiyorum yanlarından. Onun için onlara her zaman söylüyorum; Ne olur benim söylediğimin tersini yazmayın, yıllara dayanan bir Nebahat Çehre duruşu var, ona saygılı olun. Hiç alakanız olmayan biriyle sizi kapıştırmaya çalışıyorlar. Gündem yaratıyorlar. Onun için bu tarz bir popülariteye ve şöhrete güvenmediğim için hayatımda sırtımı ona dayamam. Bugün yaşıyorum, yarın çekilebilirim. Unutulurum belki, bir Nebahat Çehre vardı, şunları yapmıştı derler. Ben de kendime başka bir hayat çizerim.

BİR GÜN BEN DE UNUTULACAĞIM!

Getirileri ve görütüleri çok. Güçlü bir kadın olduğun zaman kendini güçlü de hissediyorsun ama mecburen güçlü göstermek zorunda olup da iç dünyan zayıf ise, o çöküşlere sebep olur. Yaşadığımız dünyada güçlü olmak lazım. Hele ki bizim meslek, o kadar güvenilecek bir meslek değil. Popüler olmanın ve şöhret olmanın bir gün sonu var. Bir gün unutulacaksınız! Bir gün gelecek ve böyle bir isim vardı denecek. Ben bunu yaşadım zaten. 20 sene uzak kaldım. Kendi isteğimle herkesten uzaklaşmıştım. 110 sinema filminden sonra tabii ki bir Nebahat Çehre vardı insanların kafasında ama bugün sokaklarda çevirdikleri gibi çevirmiyorlardı beni. Bugünkü gibi fotoğraf çektirmek için yolumu kesmiyorlardı. Haziran Gecesi ve Aşk-ı Memnu ile birlikte her şey tersine döndü.

KUVVETLİ OLMANIN ZORLUKLARI VAR

Kuyruğu dik tutmanın ve kuvvetli olmanın zorlukları var. Yani hep onu yaşamaya çalışıyorsunuz. Ama benim yaşamımın bir parçası o. Çocukluğumdan beri hayatımda hiç harçlık istememişimdir ben ailemden. Ben 15 yaşında Türkiye güzeli seçildiğim zaman, cebimdeki harçlık bir liraydı. Zaten bize o kadar harçlık verirlerdi. Ben o dönem Londra’ya müsabakaya giderken yaşım küçük diye durdurdular. 1960 yılındayız zaten, ihtilal dönemi. Sonrasında Vali özel çıkış izni verdi. 3 gün sonra gitmek zorunda kaldım. İzin çıkar çıkmaz öğlen 15.00 uçağıyla cebimde sadece 50 kuruş vardı ben Londra’ya giderken. Öyle alışmıştık hayata.

KENDİ AYAKLARIM ÜZERİNDE DURMAYA KENDİMİ ŞARTLADIM!

Kimseden bir şey isteyemem. Kendim halletmeye çalışırım her şeyi. 2 evliliğimde de böyle olmuştur. Bir şeye ihtiyacım olsa kimseden isteyemem. Dostlarım, her an her şeye koşabilirler ama ben bir gün bile bir şey isteyemedim. İsteyemiyorum. Onun için kendi ayaklarım üzerinde durmaya kendimi şartlamışım, öyle de gidiyor.

BENİM ARADIĞIM VASIFLARDA BİRİNİ BULMAK ÇOK ZOR!

Çok uzun yıllar kimseyle olmadım. Duygusal bir bağ olmasa kimseyle yemek bile yemem. Bırakın duygusal bir bağı, arkadaş olarak bile hiçbir erkekle uzun yıllardır yemek bile yemedim. Bu benim seçimim değildi. Tamamen rastlayamamaktan kaynaklı. Şöyle bir gerçek var ki; Belirli bir yaşta, aynı hedefe bakması ve ondan mutluluk duyması, iki insanın aynı resimde mutlu olması zor. Çünkü bekar olması gerekiyor. Toplumda bir yeri olması gerekiyor. Beni kaldırması lazım, benim onu kaldırmam lazım. Benim aradığım vasıflarda birini bulmak çok zor. Yalnızlık hissetmiyorum. Ancak ben baktığım an hissederim o kişiyi. Bunun yaşı da yok. Güzel bir arkadaşlık paylaşırsınız. Belki bir sergiye, bir sinemaya gidersiniz. Bir yerlerde bir şeyler içersiniz. Karşıma beni heyecanlandıracak kimse çıkmadı. Bundan sonra çıkmasa da ben böyle mutluyum.

EN ŞIK ABİYELERİ BANA GİYDİRİRLERDİ

Müsabakadan sonra mankenlik yaptım zaten. Boyum 1.65, çok uzun değil belki ama o dönemlerin Türk standartlarına göre normal kalıyordu. Çok az uzun boylu kadın vardı. Fakat haute couture olduğu için, bir elbise en az 6-7 defa provayla yapılırdı. Çok zarif dönemlerdi çünkü hazır giyim yoktu. En ağır elbiseleri, en şık abiyeleri filan bana giydirirlerdi. İyi taşıdığımı düşünürlerdi. Ya iyi bir gözlemciyim ya da bu bende yaradılış olarak var. Biraz annemde de var. Ondan da almışım bu durumu. Onun da bir edası vardır.

ŞIK KADINI OYNAMAKTAN SIKILDIM!

Kendi vücudumu biliyorum, vücut dilimi biliyorum. Ne yakışacağını çok iyi biliyorum. O kadar bıktık ki çok şık giyinen kadınlardan. Ben çok şık giyinemiyorum. Bir bot giyiyorum, bir kazak giyiyorum, yırtık jean giyiyorum ve rahat etmek istiyorum. Çünkü hep şık kadını oynuyorum rollerimde. Her zaman o rolü oynayıp, o şekilde giyinmek, bir noktadan sonra sıkıyor. Ben bu tarzı seviyorum özel hayatımda. Ben böyle giyinince Nebahat olabiliyorum.

KIRMIZI HALIYA İNANILMAZ SAYGIM VAR

Tabii ki kırmızı halı için iş değişiyor. İnanılmaz saygım var kırmızı halıya. Erkek olsun, kadın olsun, onun hakkını vermesi lazım. Orada gerçekten şıklık olması lazım. Pırıl pırıl, tertemiz, boyalı şeyler lazım kırmızı halıya. Bizim sinema gecelerinde çoğu erkeğin üzerinde jean görüyorum. Bence bu biraz saygısızlık oluyor. Ben yürüyüş kıyafetini de çok güzel taşımaya çalışırım. Güzel eşofmanlar giyerim, gözlüğümü takarım, bir ruj sürerim, saçlarımı derli toplu yaparım ki beni o şık kadın rollerimde gören insanlar, sokaktaki yürüyüşümde de görüyor diye. Bunlara çok dikkat ediyorum. Bu tarzın bana daha çok yakıştığını düşünüyorum. (Özgür Aras)